edirne
TÜRKİYE

Edirne Gezi Rehberi

Tarafından
üzerinde
Haziran 14, 2019

Edirne, kuşkusuz İstanbul’a yakın arabanızla günü birlik gidebileceğiniz en güzel rotalardan biri. Biz de bayram tatiline gitmeden önce boş olan cumartesi günümüzü arkadaşlarımız Ayhan ve Burcu ile günü birlik araba ile Edirne’ye giderek değerlendirdik. Bu yolculukta DriveYoyo’dan Ayhan’ın kiraladığı araba bize eşlik etti. Yani arabamız yok diye üzülmeyin, DriveYoyo var! 

edirne

Edirne’de bizi misafir eden, bir Edirne’li olarak bildiği tüm bilgileri bizimle paylaşarak bütün gün yorulmadan nerede ne yenir, Edirne’de görülmesi gereken yerler nerelerdir hepsine bizi götüren bu gezide bize eşlik eden Ece’ye de buradan da bir kere daha çok teşekkür ederiz. Bu gezi Ayhan, Burcu ve Ece ile çok keyifliydi. Daha çok gezi planı yapalım birlikte arkadaşlar! 

edirne

Edirne’yi keşfetmeye hazır mıyız?

Edirne, hem tarihi ve kültürel olarak hem de gastronomik olarak size müthiş deneyimler yaşatacak. Öyleyse hazır mıyız Edirne’yi keşfetmeye!  Başlamadan önce şunu kesinlikle belirtelim, Edirne’ye aç gitmelisiniz arkadaşlar!

Edirne’nin Türkiye üzerindeki konumuna baktığımızda ülkemizin kuzey batıda yer alıyor. Hem Yunanistan hem de Bulgaristan sınır kapıları bulunan şehrimiz bu ülkelere kara yolu giden vatandaşlarımızın da uğrak noktası. Mayıs-Haziran aylarında havalar da aşırı sıcak olmadığından gitmek ideal diyebiliriz. Biraz gayet güzel bir yolculuk geçirdik. Hatta gittiğimiz gün biraz fazla sıcak oldu bir ara bile diyebiliriz. Bir gece öncesinde de deli gibi yağmur yağmış. Ece sabah bize katıldığında inşallah yağmur yağmaz demişti ki Allah’tan yağmadı. Bu aralar havaların ne olacağı hiç belli olmuyor biliyorsunuz. 

edirne

Edirne ismi nereden geliyor? 

Edirne’nin tarihi Traklar soyundan gelen Odrislere dayanıyormuş. Şehir haline gelmesi ise Roma döneminde, dönemin İmparatoru Hadrianus’un stratejik önemi nedeni ile burayı şehir ilan etmesi ve adını da Hadrianapolis (Hadrian’ın şehri) koyması ile olmuş. Hadrianapolis ismi Bizans döneminde Adrinople olmuş. 1361’de Osmanlılar fethedince de şehrin ismi Edrine olmuş. Zamanla halk arasında dilden dile de Edirne olarak kalmış. 

Bursa’nın oğlu İstanbul’un babası; Edirne!

Edirne için Bursa’nın oğlu İstanbul’un babası deniyor. Bunun nedeni; Osmanlı döneminde Bursa’dan sonra 88 yıl başkent olması ve 1453 yılında İstanbul’un fethi ile başkentlik görevini İstanbul’a devretmesi. Osmanlı İmparatorluğu’na uzun yıllar başkentlik yapması nedeni ile çok ciddi tarihi ve kültürel zenginliklere sahip bir şehir. Zengin tarihi ve yemekleri dışında Kırkpınar yağlı güreşlerinin burada yapılması ile de ön plana çıkıyor. 

Ulaşım

Edirne-İstanbul arası yaklaşık 240 km. Yani kendi aracınızla 3 saatte falan Avrupa yakasından Edirne’ye varabilirsiniz. Dediğimiz gibi aracınız yoksa DriveYoyo bir alternatif olabilir. Ya da toplu taşıma kullanmak isterseniz Harem ya da Esenler otogarından kalkan otobüslerle de Edirne’ye gitmek mümkün. 

edirne

Edirne’de gezilmesi gereken yerler

Selimiye Camii

Mimar Sinan’ın “Ustalık Eserim” dediği Selimiye Camii ilk durağımız oldu. Şehre girdiğiniz andan itibaren caminin heybeti sizi büyülüyor, her noktadan camiyi görebiliyorsunuz. Ece’nin söylediğine göre cami öyle bir simetrik yapılmış ki camiye hangi tarafından bakarsanız bakın iki minare olarak görülüyormuş. 

edirne

Selimiye Camii, külliye olarak tasarlanmış. Biz caminin bahçesinden geçerek önce Selimiye Arastası‘nı gezdik.  Arastayı kapalı çarşı gibi düşünebilirsiniz. Burada hediyelik eşyalar, havlular, kokulu sabunlar gibi şeyler satılıyor. Caminin avlusunda biraz serinledikten sonra caminin içerisine girdik. İçerisinin devasa büyüklüğü ve detayları ile başımız döndü resmen. Zaten içerideki sütunlarına fil ayağı deniyormuş. Fatihamızı okuyup, caminin detaylarını keşfetmeye devam ettik. Selimiye Camii ve Külliyesi UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktaymış.

edirne

Selimiye Camii 1568-1575 yılları arasında Sultan II. Selim’in emri ile Mimar Sinan’a yaptırılmış. Mimar Sinan bu eseri yaptığında 90 yaşındaymış. Caminin yapımında o kadar çok matematiksel veri varmış ki aklınız almaz diyorlar. Mimar Sinan bu denklemleri çözerek camiyi tasarlamış. Boşuna “Ustalık Eserim” dememiş. 

Caminin yapımının kaç yıl sürdüğü ile ilgili internette “550 milyon akçe harcanarak 400 kalfa ve 14 bin işçi ile yaklaşık yedi yılda yapıldı” deniyor. Ancak biz camiyi gezerken oradaki birkaç kişi daha uzun sürdüğünü söyledi. 1575 yılında tamamlanan caminin bittiğini II. Selim görememiş. 

edirne

Camide görmeniz gereken bir diğer şey de müezzin bölümünün mermer ayaklarından birinde bulunan ters lale motifi. Bu ters lalenin hikayesini yine Ece’den dinliyoruz. Rivayete göre caminin yapılacağı bu alna eskiden lale bahçesiymiş. Cami yapılmak istenince bahçe sahibi burayı satmak istememiş. Mimar Sinan da bahçe sahibini ondan bir işaret koyacağını söyleyerek ikna etmiş. Ters lale figürü eklemiş. 

Selimiye Camii’nin tek kubbesi Allah’ın tek olduğunu, pencerelerinin 5 kademeli oluşu İslam’ın 5 şartını, 4 vaaz kürsüsü 4 hak mezhebini, 32 kapı islamiyetin 32 farzını, arka minarelerde 6 yolun olması imanın 6 şartını, 12 şerefesi ise onikinci padişah tarafından yaptırıldığını ifade ediyormuş. 

edirne

Edirne Eski Camii

İkinci durağımız Selimiye Camii’ne yürüme mesafesinde olan Eski Camii. Edirne için camiler şehri demek yerinde olur sanırım. Caminin kapısına geldiğinizde bu caminin öyle sırdan bir cami olmadığını anlıyorsunuz. Kapının sağ kısmında kalan duvarda hat sanatıyla Arapça “Allah” sol tarafında da “Muhammed” yazıları sizi karşılıyor. Gerçekten de çok etkileyici!

edirne

Caminin dış kapı girişinde bulunan bu Allah yazısı, Ara Güler’in 1956 yılında çektiği ve klasikleri arasında yer alan “Kadın ve Allah” fotoğrafını yakaladığı yermiş. Ara Güler burada, kadınlar fark etmeden 6 fotoğraf çekmiş ve dördüncü karede ise o meşhur fotoğrafı yakalamış. Sonrasında kadınlar fotoğrafçıyı fark edip ayağa kalkmışlar. 

Eski Cami’nin inşaasına Süleyman Çelebi tarafından Osmanlı’nın Fetret Devri’nde 1403 yılında başlanıyor. I. Mehmed zamanında 1414’te camiinin inşaası tamamlanıyor. Caminin yan kapısı üzerindeki kitâbeye göre mimarı Konyalı Hacı Alâaddin, kalfası ise Ömer ibn-i İbrahim’dir. Caminin 9 kubbesi ve 2 minaresi bulunuyor. İçerisinde Kabe’den getirildiğine inanılan Kabe Taşı bulunması, Hacı Bayram-ı Veli’nin kürsüsünde vaaz vermesi sebebiyle, saygıdan bu kürsünün imamlar tarafından kullanılmadığı bir cami olması diğer özellikleri. 

edirne

Üç Şerefeli Cami 

Ziyaret ettiğimiz bir diğer cami Üç Şerefeli Cami. Bu camiye ilk bakışta birbirinden farklı 4 minaresi bulunduğunu görüyorsunuz. İlk bakışta sanki başka camilere ait gibi duruyorlar. Bu minarelerden birincisi camiye adını da veren 3 şerefeli minare. Bu minareye 3 ayrı yoldan çıkılmaktaymış.  1. yol 1 ve 3. şerefeye, 2. yol 2 ve 3. şerefeye, 3. yol ise sadece 3. şerefeye çıkıyormuş. 81 metre yükselikteki bu minare döneminde Osmanlı’nın en uzun minaresiymiş. 

Sağlık Müzesi

Öğle yemeğinde ciğerimizi yedikten sonra durağımız Sağlık Müzesi oldu. Edirne’de ne yenir? ne içilir? bu konuda başka bir yazı yazacağım. Çünkü bol yemeli içmeli bir gezi oldu. Bu yazıya eklersek çok uzun olacak. Linkini de en sona ekleyeceğim. Bu ek bilgiyi de verdikten sonra Sağlık Müzesi’nin gezi boyunca bir eczacı olarak benim en ilgimi çeken kısım olduğunu söyleyebilirim.

edirne

Tam adıyla; Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, Osmanlı darüşşifalarını günümüzde gerçek anlamda yaşatan tek müze olarak  darüşşifaların tıp tarihimizdeki önemine ışık tutmaktadır. 1997 yılında açılan müzeye 2008 yılında eklenen Tıp Medresesi bölümü müzeyi daha önemli bir noktaya taşımış.  Bu çalışma ile 15. yüzyıldaki tıp medresesi ve ders ortamı mankenlerle canlandırılmış ve dönemin hekimlik eğitiminin bilinmeyen yönleri vurgulanmış. 

edirne

Müzeyi gezerken adeta tıp eğitiminin tarihinde bir zaman yolculuğuna çıkıyorsunuz. Geçmişte akıl hastalarının müzik ile tedavisinin canlandırılışı, kullanılan maketler ve tedavi yöntemleri çok ilgi çekici ve gerçekçiydi. İnsan o dönemdeki gelişmiş  ve bir o kadar değişik gelen tedavi sistemlerine hayran olmaktan kendini alamıyor. 

edirne

Müzenin bahçesi, bahçesindeki tavus kuşlarının güzelliği ve çalan müziğin dinlendiriciliği ve güzelliği bizde bahçede saatlerde vakit geçirme isteği yarattı. Özellikle tavus kuşları ya insanı büyülüyor resmen. Kanatlarını bir açışları var renklerine asaletine hayran olmamak elde değil. Bence Edirne’ye giderseniz Sağlık Müzesi’ne en az iki saatinizi ayırın. 

Edirne Büyük Sinagogu

Edirne tarih boyunca  farklı dinlere mensup halkların, asırlarca hoşgörü ile yaşadığı bir kent olmuş. Bu nedenle Edirne’de camiler dışında kilise ve sinagogları da mutlaka ziyaret edin. Bu yapıların bir kısmı çeşitli yapı kayıpları ve restorasyonlarla günümüze ulaşmayı başarmış. Avrupa’nın en büyük, dünyanınsa üçüncü büyük sinagogu olan Edirne Büyük Sinagogu bu yapılardan en görkemlisi.

edirne

Sinagog’un hikayesini içerisinde çok güzel anlatan yazılar ve eski halini yani yangından önceki halini gösteren fotoğraflarla birlikte. Edirne’de 1905 yılının Ağustos Ayı’nda çıkan büyük yangında tamamen yok olan 14 sinagogun yerine Mayor Sinagogu ve Apulya Sinagogu‘nun bulunduğu mahallede 6 Ocak 1906 fermanı ile inşaatına izin verilen Büyük Sinagog, Fransız mimar France Depre tarafından inşa edilmiş ve Kal Kados ha Godal adıyla 1907 yılında ibadete açılmıştır. Sinagogun maliyeti şehirdeki cemaatin yanı sıra Rusya ve başta Almanya ile Macaristan olmak üzere Avrupa’nın çeşitli yerlerinden toplanan paralarla karşılanmıştır.

Sinagogu pazartesi dışında  09:00- 18:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Giriş ücretsiz. Edirne Büyük Sinagogu, şehirde yeterli cemaati bulunmadığı için İstanbul gibi büyük şehirlerden gelenlerce özel günlerde ibadet için kullanılıyor. Halkın ziyaretine de açık olan sinagog zaman zaman kültür-sanat aktivitelerine ev sahipliği yapıyor.

Saraçlar Caddesi

İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi şehrin merkezindeki araç trafiğine kapalı ana cadde olan Saraçlar Caddesi, eskiden burada saraçlar olduğu için bu adı almış. Sağlı sollu dükkanlar, kafe ve restoranlardan oluşan caddenin tam ortasında büyük bir su havuzu bulunuyor. Bu havuzu ben çok sevdim. Edirne’de ünlü olan şeylerden biri de peynirmiş. Bu caddede de ünlü peynrcilerin dükkanlarını görebilirsiniz. Ben kendimi tutamayıp birkaçında peynirlerin tadına baktım. Bu caddede Ece’nin sevdiğini söylediği sürekli geldiği nostaljik küçük bir kahve dükkanı da varmış. 

edirne

Ali Paşa Çarşısı

Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıla kadar olan döneminde Edirne, çarşı ve hanlar bakımından en zengin ve gelişmiş illerden biri olmuş. Bu çarşıların en bilinenlerinden ilki de Edirneliler’in daha çok Kapalı Çarşı adıyla andıkları Ali Paşa Çarşısı. Saraçlar Caddesinde bulunan, İstanbul’daki Kapalı Çarsı gibi baharat, züccaciye, giyim gibi bir kapalı çarşıda bulunması gereken dükkanları bünyesinde bulunduran 130 dükkanlı, 6 kapılı bir çarşı burası. Biz de geçerken küçük bir kısmını gezdik. Ben Bursa’daki Kapalı Çarşı’ya benzettim. Çarşı gezmeyi sevenler buraya daha fazla vakit ayırabilir.  

edirne

Meriç ve Tunca Nehri ve Köprüleri

Tunca ve Meriç Köprüleri Edirne’den Karaağaç’a giden yol üzerinde bulunuyor. Bu köprülerden arabayla geçmek de yürümek de çok keyifli. Özellikle akşam altın saatlerde harika bir günbatımı manzarası da oluyor. Biz de Edirne gezimizin sonunda burada bir fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedik tabi.  Bulgaristan’da doğan Tunca ve Meriç Nehirleri üzerindeki köprülerin gece manzarası da gündüz manzarası kadar güzelmiş. Edirne”de konakladığımız başka bir gezide görmek dileğiyle. 

edirne

Karaağaç

Karaağaç, Edirne’nin güneybatısında, şehir merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bir mahalle. Tunca ve Meriç Köprüleri geçildikten sonra Karaağaç’a varıyorsunuz. Şehirden biraz uzak oluşu, kendine has mimarisi, doğası ile ayrı bir yerleşim, başı başına bir köy havası taşıyor. Bu anlamda Karaağaç Edirneliler için şehirden kaçıp soluk alınacak yerlerden biri olarak görülüyormuş. Buradaki cafe ve parkları ile de öğrencilerin yoğun olarak tercih ettiği yerlerdenmiş. 

edirne

Lozan Anıtı

Karaağaç’ta direk gözünüze çarpan bu anıtın dikilmesinde Trakya Üniversitesi ve Edirne Valiliği ile diğer kuruluşlar önemli bir çaba sarfetmiş. Lozan Anlaşması ile Karaağaç’ın tekrar Türk topraklarına kazandırılmasını ve Lozan Anlaşmasında kazanılan diplomatik zaferi temsil etmekteymiş. Anıtın bitişiğinde ise Lozan Müzesi bulunmaktadır.

edirne

Karaağaç Tren İstasyonu 

Karaağaç’ta bulunan tren istasyonu, kesinlikle görmeniz gereken yerlerden biri.  II. Abdülhamit zamanında yaptırılmış tren istasyonundaki  tren ve raylar arasında gezmek ve fotoğraf çektirmek çok güzeldi. 

edirne

Gökçeada Gezi Rehberi|Çanakkale başlıklı yazımız okumak için buraya tıklayınız.

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Gezilerimizi @gezipgelicez Instagram hesabından ve YouTube kanalımızdan takip edebilir, sorularınız varsa yorum kısmına sorabilirsiniz. Beğendiyseniz aşağıdaki sosyal mecralara tıklayın ve arkadaşlarınızı da bu makaleden haberdar edin. Teşekkürler!

Aşkla kalın!

ETİKETLER
İLGİLİ MESAJLAR

YORUM YAP

Hatice&Ertan
İstanbul,TÜRKİYE

Biz Hatice ve Ertan... Doğduk, büyüdük, okuduk... Birimiz eczacı, birimiz gayrimenkul danışmanı olduk sonra birbirimizi bulduk ve en sonunda da Gezip Gelicez dedik... Tanışmamızın ilk haftasından itibaren geziyoruz desek yalan olmaz... Aslına bakacak olursanız ikimiz de hergün metrobüste karşılaştığınız tiplerdeniz. Peki bu konu buralara nasıl geldi diye soracak olursanız vallahi biz de bilmiyoruz. Eş, dost, ana, bacı, gardaş; "Oraya nasıl gidilir?", "Burada ne yenir?", "Şurada nerede kalınır?" diye sormaya başlayınca biz de artık internet alemine girmeye karar verdik. Sizin görmek istediğiniz yerler, sizin yemekleriniz, bizim gözümüzle birleşsin ve macera başlasın! Aşkla gezelim...

BİZİ YOUTUBE’DA TAKİP EDİYOR MUSUN?

Kategoriler
Arama
Ne Okuyoruz?
Bumerang - Yazarkafe